| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Yazılar

Sen Papatyamsın...


Free Cursors







Sen geceleri uyuyamadığım uykum



Tutamadığım hayalim


Karanlık rüyalarımın meleği
Sabahımı aydınlatan ışık
Bitmeyen nurumsun...



Kalemimde mürekkep


Kitabımda mana


Anlayamadığım gizemli şiir
Şiirleriminse tek anlamı
Bitmeyen nakaratımsın...


Sevgimle beslediğim
Yüreğimde avuttuğum
Kanıma can katanım
Ağlarken güldürenim
Doğmayan bebeğimsin...


Soğuk kış gecelerinde



İçimi ısıtan ay ışığım


Güz yorgunu,bahar vurgunu
Yüreğimde açan çiçeğim


Sen papatyamsın...

"Senden gitmem gerek."


Free Cursors
"Senden gitmem gerek."

diye başlayan bir giriş yapmam gerek. Farkındayım. Senden gitmem gerek de bunu sana nasıl anlatacağım. Tüm hücrelerim sana sevda çağlarken, nasıl inandıracağım seni büyüyü bozmamız gerektiğine.


 


 

Ben seni "gerçekten" severken gidebilcek miyim ya da gitmeyi becerebilecek miyim, o da ayrı bir soru. Kendime soramadığım, sorduğumda yanıtsızlığına ezildiğim bir konu.



 

Seven yürek herşeye katlanabilir mi? Bir herşeyin içine ne kadar çok şey sığar?



 

Sorular karmaşık ve muammalı zamanlar. Bir gidiş var niyette lakin becerebilecek miyim?



 

Gözlerimi erittiğim aklıma geliyor yüreğinde demlenirken ömrüm. Tüm kelimelerin sana çağlarken, kuruyup kalıyor sevdana kifayetsiz sedalar.


 

Senden gitmem gerek... Bunu sana anlatmanın bir yolu var mı?


 

Yok sanki...


 

Kulaklarımda hep aynı yankılar. "Beni yarın daha çok sev!"


 

İyi de bunu kabul etmiştim, peki verdiğim sözleri hangi kuyuya atmalı şimdi. Hangi yolu yol bilmeli kendime? Yaşamak olacak ya adı giderken bile, yeniden yaşamayı dilemem gerek. Çok zor olacak bu gidiş. Yalandan bir maskeyi takınıp, sahneye çıkmak gerek:


 

Ben seni sevmedim ki hiç zaten. Sırf bu yüzden bitmesi gerek.


 

Uydurduğum yalanlara inanmaya kendimden başlayarak, giderken ardıma bakmamam gerek. Ben giderken sen seni okursan bende, bilirim gitmemi kabul etmezsin. Ama becerebilmeli gitmeyi yürek.


 

Yanarak,


 

Yıkılarak,


 

Hıçkırarak,


 

Severek,


 

Vazgeçerek



 

...


Böyleyim ya; severken susmam, yalanlar uydurmam, senden vazgeçmem gerek...

En Uzak MeSaFe ..


Free Cursors


En uzak mesafe
ne Afrika'dır,
ne Çin,
ne Hindistan,
ne seyyareler,
ne de yıldızlar geceleri ışıldayan...
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan...

En uzak mesafe iki göz arasındaki mesafedir
Birbirini göremeyen
En uzak mesafe iki kalp arasındaki mesafedir
Birbirni hissetmeyen...

Meçhuleye Mektuplar..!


Free Cursors



Selam!
Selam olsun hüzne ve kedere,
iyiliğe ve kötülüğe,
güzele ve çirkine,
hayata ve ölüme.

Son zamanlarda dualarımı kaybettim.
Be  lki yanlış bu. Belki değil, düpedüz öyle işte.
Kaybolan benim. Kaybettim yönümü, yöremi.
Hatırlatıcılarım küskün, onlar benden beter.
Kimdim ben?
Hangi savaşın naralayıcılığında kısıldı sesim?
Neydi çektiğim dert, neydi tasam?
Gözaltlarıma çöken morluk hangi kederin tortusu?
Dilimdeki bu acı tat, tuz mu desem…
Bilmiyorum.
Bildiğim,
bir yanlışlık, bir dalgınlık belki, kasıt yoktur eminim,
ama kanayan bir yaram vardı benim,
sanırım,
mutlak ve ağır bir yanlışlıkla
-kasıt yoktur eminim- alıp götürmüşsün onu da.
Bana ait tek şeydi, kanayan yaramdı o benim.
Kimsenin sahiplenmediği, hani derler ya
yolda bulunsa alınmaz,
benden başkasınca katlanılmaz,

 



hele hele bunca yıl saklanılmaz bir yaraydı o.
Bana yaşamayı öğreten, hayatı anlatandı.
Bunca yıllık migrenim, sinüzitim, iflah olmaz romatizmam,
derde deva kalp krizim, her şeyimdi.
Yaramı lütfen, geri istiyorum.
Korkuyorum bilemeden merhemlersin diye.
Korkuyorum korkarsın diye.
Korkuyorum bir hal olur yaramı yaralarsın diye.
Yaramı lütfen, kanayan yaramı, geri istiyorum.
Aklımdayken bir de, unutmadan hani, şey diyecektim.
Camda asılı kalan bir yağmur damlası gibi,
bir gülün yaprağındaki ter gibi
bir damla gözyaşı buldum, birkaç gün önceydi.
Anahtarı almak için paspasa eğildiğimde gördüm
eşiğin bir kenarında duruyordu.
Al işte dedim, oldum olası dağınıktı zaten.
Ulan adam gözyaşını unutur mu be dedim.
Alıp onu kaldırdım. Sonra kendi kendime
bir çift olmalıydı bu dedim.
Varıp ikincisini aradım,
bulamadım.
Endişelenmene gerek yok.
Bulursam onu da saklarım.

Kâğıt ve kalemden nefret edersin biliyorum,
yazarsın kim bilir, yine de mektubunu bekliyorum.
Bir de lütfen, kanayan yaramı geri istiyorum.


BaNa Bu DaNsı LüTfeDeRmiSiN:)


Free Cursors

Dünyama gelip de hemencecik gidişinin üzerinden aylar geçti.
Sen belki çoktan unuttun beni ama
ben seni hep sevdim,
Hem de ilk günkü gibi.
Geceler boyu, yalnızlıkla dans ettim.
Tıpkı seninle olduğu gibi.
Ama artık yalnızlıkla dans bitti.
Geceleri paylaştığım biri var, aynı senin gibi.
Sanki sen geri gelmişsin hayatıma.
Oysa hayatıma gelen, bırakıp da giden değil.
Ben her ne kadar ikisine de "sen" desem de...
Bu seni çok sevdim ben.
Simdi seninle dans etmek istiyorum.
Öteki seni istemiyorum.
Hani bırakıp da giden seni...
Görüyorum ki, zorluklara, sorunlara, acılara rağmen
dans etmeyi oğrenmişsin.
Bana bu dansı lütfeder misin?

Yine gidiyorsun…hiçbirşey bırakmadan Ve ben…son kez bakıyorum ardından…


Free Cursors

 Yine gidiyorsun…hiçbirşey bırakmadan Ve ben…son kez bakıyorum ardından… Hangi Ayrılık?

Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?

Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
Hangi cama kafa atsam?
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
Hiç sanmam! ...
Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
Olur mu be! . olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi?
Buruşturup bir kenara atılır mı?
VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?

Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?

Dağ gibi adamı eze eze! .....
Hangi anası tipli parlak çömeze,
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
Ve! .. Hangi su bağışlatır?
Hangi musalla temizler seni?

Bu Nasıl Ayrılık? ...

YoKLuĞuNLa BaŞBaŞaYıZ


Free Cursors

içimde gece yarısı
deli sağnaklarda gözlerim
üşür şiirim,kalbim kırık
yalnızım,
yarınsızım,
utanmasam ağlasam
ağlasam aşkın aksa
gözyaşım ve umudum kurtulurmu sabahsız karanlıklardan
ellerim unutsa önce ellerinin sıcaklığını
yüreğim vazgeçmez ki gönlünün sokağından..

Yalnızlık...
dilime takılmış eski bir şarkı
ikinci bardaktaki içilmemiş çay
sensizliğimdir yalnızlık!

 Eski dostlar korkum,
terkeden sevgililer gölgem,
kahvaltı masamda bir misafir yalnızlık

Kesik soluyan sesim,
uzağa dikilmiş yorgun gözlerim,
en ücra köşelerinde benliğim yalnızlık..


[ Yokluğunla Ben başbaşayız ]

 

--->: gel de ikna et yokluğuna kalbimi...


Free Cursors

 

Gel sevdiğim...
ancak sen kandırabilirsin ellerimi...
gel de ikna et yokluğuna kalbimi...
yüzünün kıblesine öyle dönmüş ki yüreğim...
madem gideceksin...
yarım bırakma beni,
alıştır sensizliğine de ...
öyle git(me) sevdiğim...


Gözler değil sözler değil;
Söylenmeyendir yaralayan...
Kuru dalda kalan son yaprak gibi bekledim...


Yalnızlığımın elinde, öylece ve sadece seni bekliyorum...Çaresizim... Sadece gözyaşlarım var tutamadığım artık, neye ağladığımı dahi bilmiyorum...

Oturduğum bu soğuk duvarın dibinde oyuna alınmayan çocuklar gibiyim...Ağlamayı gururuna yediremeyip, hani yüzünü yüreğine gömen, gözyaşlarının yalnız yüreğini yeşerttiği...

Her adım sesi seninkine benziyor, siiyorum çabucak ellerimle gözlerimi, yüzüme hep eskiden kalma bir tebbessüm takıyorum...Gelen sen değilsin...

Kuru dalda kalan son yaprak gibi bekliyorum düşmeyi...
Ya o güzel ellerine...Ya da kaderime...


Bu belirsizlik kör ediyor insanı biliyor musun...
İnsanın içinde bitmek tükenmek bilmeyen bir huzur isteği, gücüm yok artık...


Geldiğindeyse mevsim kıştı,
Kuru bir soğuktu bahar...
Paptyaları soldurdun sen...


Korkuyorum geldiğinde çoktan aklımı kaybetmiş olmaktan...
Ya çoktan düşmüş olursa bedenim, solmuş papatyalar üstüne serilmişse...
şimdi "kuru bir soğuk bahar"...aslında bizim öbür sevgilimiz olan...


Gittikçe uzaklaşıyor gözlerin gözlerimden...
Ya bu gözler senin değil ya bu dünya yalan...
Kimin gözleri bu gök ırmaklardan boşalan...
Beni ağlattın sen...

Görmedim gözlerini kaç zaman oldu...Sözlerin, gözlerinin düşmanlığına şahit olmuşken dayanamzdım ki onlara bakmaya...Oysa ilk hor görülüşü değil bu akıttığım yaşların...

İçimde alev alev yanan gözlerinle,unuttu dese dilim yalan..!


Yurtsuz bir gemisin açık denizlerde biliyorum zor...
İnsanlar soruyor seni benden ağırıma gidiyor...
Hangi denizlerdeysen söyle kalbim oraya liman...
Bir ırmağı kuruttun sen...


Acaba bir gün bilecek misin...Seni ardımda bırakıp gitmek zorunda olduğum o gün dudaklarımı kanatırcasına ısırdığımı...

O günden beri kimsenin yüzüne bakarak konuşamadığımı, son görüntün,o benim olan yüzün, beynimden hiç silinmesin diye...

Hala "gözkapaklarımın içindesin" sevgilim...

"avuçlarımda hala sıcaklığın var..."
Ve hemen yanında duran tırnak izlerim...Ayrılık gecesinden...

 

ιçιм∂єη şιιяℓєя gєçтι●ѕєη gєçтιη ;)


Free Cursors

Açık Bırak

Pencereni Bu Gece

Yanlızlıgım GEcelek Küçük bir EsintiyLe

Solugum Yüzecek Gecenin İçinde

Kar beyaz Özlemin Sessizliğiyle

Bir Yağmur Damlası Değecek Yanağına

SAflığı, Temiizliği, Masumiyeti İle

Sevmeyi Onlar Anlatır SAna....

Açık Bırak

Kalbinin kapılarını BU GEce

Çınlaycak Kulağın Ruzgarın Uğultusuyla

Gün Batımının Işıgı Sızacak Ruyalarına

Dokunacağım Tenine Yanlızlıgın Ucuyla

Dökülüp Gidecegim hasreti Bırakarak Yanına

Yanagına Degen Her Yagmur Damlası

Özlemi Anlatır Sana
BEN HER GECE SEN UYURKEN DENİZ OLUP VURUYORUM
SAHİLLERE RÜZGAR OLUP ESİYORUM
SESSİZCE SEN UYURKEN YÜREĞİM GELİYOR
ÜSTÜNÜ ÖRTMEYE BENSİZKEN ÜŞÜMEYESİN DİYE...
SENİ ÇOK SEVİYORUM

Seni her düsündügümde kalbime bir yildiz çiziyorum. Benim simdi kaç yildizim var biliyor musun? Benim artik bir gökyüzüm var.
Yedi ayri iklimden yedi çesit ari getirseler yedi çesit ari yedi ayri çiçegi dolassa yedi ayri çiçekten bal yapsa senin kadar tatli olamaz...

Sensiz Gecelere Bir Yenisini Daha Eklenecek


Free Cursors



 İşte...
Sensiz geçirdiğim bir gece daha oluyor.İçimde yine hüzün, yine yalnızlığın buruk acısı, yine büyük özlemin içimi kemiriyor bu gecede.
İstemiyorum gece olmasını...
Korkuyorum sensiz karanlıktan, her geceki gibi yine sensiz hayallerim, yine bu ızdırap, yine bu yüreğimin çığlığı, yine bu derin çığ....
Ne zaman son bulacak bu bekleyiş, ne zaman bitecek bu isyan...
Sevmiyorum geceleri...
Bu ıssız sokaklar yalnızlığımı kamçılıyor, sensizliği yaşatıyor bana. Ürkek bir çocuk gibi kapkara gökyüzüne bakıyorum endişeyle, durduramıyorum bu ızdırabı, üşüyor yüreğim sensizlikten.
Nefret ediyorum gecelerden....
Öylece bakıyorum bomboş gözlerle etrafa, yoksun yine...Rüzgar esiyor delice, saçlarımla oyun oynuyor, yüzüme vuruyor bir tokat gibi gecenin ayazı
Olmasın artık gece...
Bilmeyim günlerin nasıl geçtiğini, özlemi yaşamasın bedenim.Gözlerim görmesin karanlığı, hissetmeyim sensizliğin nasıl bir duygu olduğunu.
Bıktım gecelerden....
Beynimi yiyip bitiren bu hasret yazılarını yazmayım artık, yokluğunu anlatmayım karanlığa, paylaşmasın benimle gece sensizlik hüzünlerimi.
Son bulsun geceler....
Yerden yere vuruyor bu keder beni, kelepçeler takılmış kalbime suçlu gibi, kıpırdayamıyorum nefes alamıyorum, konuşamıyorum. Kaskatıyım, taş gibiyim, öylece donuğum. Bekliyorum saatlerin geçmesini bu isyanın son bulmasını...
Sabah olsun artık, bitsin bu haykırış geceleri....




FREE service provided by MusicWebTown.com

Get your own Chat Box! Go Large!
  • Image Hosted by ImageShack.us