Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Yazılar

Ask Sevgi ustune Ayrılık, Ayrilma ve veda sözleri...!


Free Cursors

image

Dün Rüya, Yarin Hayaldir, Rüyayi Mutlu, Hayati Umutlu Yapan Bugundur. Aglamayi Bil, Gulmeyi Unutma, Sevmeyi Bil, Sevilmeden Yapma, Beni Hatirla Demiyorum Ama Unutma ...

Ne Seni Unutacak Kadar Zaman Gececek, Ne De Gecen Zaman Seni Unutturmaya Yetecek. Birakip Gitsem De Unuturum Sanma, Zaman Alismayi Ogretir Unutmayi Asla ...

Her Aya Bakisinda Beni Hatirla, Gozlerin Yildizlara Takilirsa Gozlerine Baktigimi Unutma, Bir Yaprak Duserse Avuclarina, Ellerimdir Sakin Birakma ...

Gitmeden şumu Kalbine Yaz çiçeğim. Kimseyi Sevemem Artik Istemem Ne Bahar Nede Yaz çiçeğim Kalmadi Sebebim Artik Dönesin Diye Değil Bilesin Diye...

Soluk Kadar Yakin Yildizlar Kadar Uzaksin, Uzanirim Yetişemem, Yetişirim Dokunamam, Dokunursam Vazgeçemem, Vazgeçersem Yaşayamam çünkü Sen Herşeyimsin...

Bir Animsin Okuyupta Bitiremediğim, Bir özlemsin Yalvaripta Hükmedemediğim, Bir Sen Sensin Merhaba Deyipte Elveda Diyemediğim, Bir Tek Bildiğim Var Sensiz Ben Hiçhim...

Eğer Hayattan Bikip ölüme Dogru Sesizce Yürümek Istersen Yanima Gelki Sana Sensizliğin ölüm Olduğunu Göstereyim...

Belim Büküyor Böyle Ayrilik. Verdiğin Acilar Hasret Tanidik. Görmedim Ki Bir Gün Senden Yakinlik. Dönmesende Geri Farketmez Artik...

Tutulmuşum Bir Esmerin Yakici Gözlerine Neden Sonra Anladim Bütün Bunlar Hep Hayalmiş Taş Bastirdim Göğsüme Bir Sevgili Yerine...

Keşke Yanlizligim Kadar Yanimda Olsaydin! Keşke Yanlizligimla Paylaştigimi Seninle Paylaşsaydim! Keşke Senin Adin Yanlizlik Olsaydi Ve Ben Hep Yanliz Kalsaydim!!!

Hep Kalanlara Gidenleri Kattim! Bir Gün Yerine Geçemediler. O Kalanlara Gidenleri Kattim Yine Bir Tane Sen Edemediler. Zor Geldi Ayrilik Alişamadim.

Silinir Diyorlar En Aci Izler, Bitermiş Kişlarim Gelirmiş Yazlar, Bilmezler şu Gönlüm Derinden Sizler, Unutursun Diye Söylemek Kolay...

Fikrinden Geceler Yatabilmirem Bu Fikri Başimdan Atabilmirem Neyleyimki Sene çata Bilmirem Ayrilik Ayrilik Ayrilik...

Unutmak Zor Anlatmaksa Imkansiz çünkü Sen Unuttukça Hatirlanan Vede Anlattikça Bitmeyensin. Bitanem. Seni Seviyorum...

Dünya Bir Efsane Hayat Bir Dram Yaşam Bir Hüzün Sevmek Bir Hata...

Umuda Kurşun Siksada ölüm, Unutma Umuda Kurşun Işlemez...

Belki Anlamadigim Bi His, Belki Sana Kizamadigimin Belgesi, Belkide Samimiyeti Yanlis Zamanda Yanlis Insanda Aramanin Caresiz Anlatilisi Idi...

Seni Birakiyorum Bir Elveda Bile Diyemeden, Seni Seviyorum, Seni Bile Goremeden...

Nezaman Sagir Bir Ressam Kiristal Bir Zemin Uzerine Dusen Gulun Cikardigi Sesin Resmini Yaparsa Iste O Zaman Ben Senden Vazgecerim...

Sensiz Kaldiğim Ilk Günden Beri Içimde Bir Umut Vuslata Dair. Akşamlari Imzaladim Gözyaşlarimla.seni Aramiyor Seni Sormuyorsam Bum Senden Vazgeçtim Demek Değildir Birdaha Böyle Sevecek Olsam Bir Kalemde Silerdim Seni...

Sensizlik; Hayat Denen Defterin Zindan Karasi Yapraklarina Hasret Kirmizisiyla Mülteci Hüzünler Yazmak Gib Aşkimm...

Günlerdir Kapimi Kimseler çalmiyor. Göğsümden Içeri Yokluğun Siziyor. Bir Demlik çayim Var Tütünümde Geçiyor. Duvarlara Yazdiğim Her Cümle Ağliyor.

Aciyi Hissetmiyorum. Sevmeyi Beceremiyorum. çaresizlik Hiç Bitmeyen Bir Senfoni Sensiz...

Hayatta 4 Yanliş Yaptim Doğmak Yaşamak Büyümek Ve Umutlara Sarilmak 1 Tek Doğru Yaptim O Da Seni Sevmek Ama Unutmuşum Güzelim 4 Yanliş 1 Doğruyu Götürdü.

Gerçek Gülüsler Sana Sana Umutlar, Mutluluklar Sana. Sana Yaz, Sana Bahar Rengarenk çiçekler Bana Yalnizlik, Kis, Kar Ve Sahte Gülüsler Yeter !..

Nasilki Sensizliği Ben Yaratmadiysam Yaşayacağin Bensizlikte Benim Eserim Olmayacak üzülme üzülürsen Yillarin Senden Alacaği Tek şey Gençliğin Olacaktir...

Bir Karanlik Geliyor Yokluğunun Ardindan. Ne Zaman Güne$ Batsa Bu Son Gecem Diyorum. Vazgeç Yalan Dünyanin Köhne Saltanatindan. Yeti$ir Bunca Keder Bunca Elem Diyorum. Bu Ne Bitmez Ayrilik, Bu Ne Bitmez özlem Diyorum.

Bak yine soldu güneş yine akşam oluyor ömrümün kadehine sensiz birgün doluyor sen yoksun diye inan dertligim kederliğim gelmezsen kahrolurum yıkılırım sevgilim seni çok seviyorum

Sen sigara dumanın altında yana yana en sonunda kül oldun, sen kibritin hiç yanmayan ucudan birinin hayatından geçmiş oldun !!!

Ölmek dünyada unutulup gitmekmiş, ölmek bir kefen giymekmiş, ölmek o soğuk o korkunç ve o kara toprağa girmekmiş... yok be aşkım asıl ölmek "sensizlikmiş"

Bir umuttu yanlızlık birşeyleri paylaşamamaktı belki,gözler dalıp giderken, yaralı bir serçeye ağlayan bir buluttu belkide,belki belkilerle dolu bir hayattı bu....

Ben Sensizdim..! akşamın yaklaştığı saatlerde. kahrolursun görme ağladığımı. Başlayan düşü şafakla birlikte dağıtır ansızın her gün batımı..

Vaktinden önce çiçek açmaz rüzgara kelepçe vurulmaz. Bende sen bitmedikçe veya bende ben ölmedikçe sana olan bu sevgim bitmez.

Her deniz bir martı,her rüya bir uyku,her nota bir şarkı,her mezar bir ölü,her ağaç bir kök bulurda ben başka bir sen bulamam

Her gün sevda cekipte gülünmuyor degil mi? Bir güzelden baskası sevilmiyor degil mi? Hani bensiz olurdun, olunmuyor değil mi

Acının umutları yok ettiği anda, umutları yeşertecek bir sevgiye ihtiyaç duyarsan ben hep o bildigin adresteyim

Gül filizlendigi günden itibaren güneşe aşıktır. Her ne kadar güneş her gece ayın görkemine kapılıp gülü bıraksa da, gül yıldızlara kanıp güneşi unutmaz

Sesini duysamda heran yüzünü görmek değil özlediğimi bil heran.Hiçbir şey yüzünü görmek gibi değil

Yine akşam oluyor, yine kalbim yanıyor, sensiz bahar gelmiyor, Sevgilim sen olmayınca bahçemde güller açmıyor.

Güller anlatsın sana olan sevgimi. Güller anlatsın yalnızlığımı, çaresizliğimi,yavaş yavaş eriyen yüreğimi güller anlatsın.Ben anlatamadım güller anlatsın.

Buruk hasret dolu geceleri öldüreceğim bir gün,bu ayrılık şarkılarını kurşuna düzeceğim.Seni benden ayrıdığı için kaderimi mahkemeye vereceğim

Seni sordum sokak lambalarına; bekleme boşa gelmez dediler.Boynumu büküpte baktım onlara, halime bakıp zavallı dediler.

Bir eski dost gibi hatırla beni.Bir selam ver yeter.Unutmuş olsanda eski günleri.Adımı arasıra an yeter.

An gelir insan gülerken ağlarmış. Gözyaşları sel olup kalbine akarmış. Kahkaha bir maske derler bilrimisin? İnsan sevdiğinden ayrılınca bu maskeyi takarmış.

Önceleri hasreti hiç tatmadım .Yarimden hiç ayrı kalmadım biter diye takvimlere baktım.Zor geldi ayrılık alışamadım.

Hep kalanlara gidenleri kattım.Bir gün yerine geçemediler.O kalanlara gidenleri kattım yine bir tane sen edemediler.

Bir ömür boyu seninleyim desende istemem artık.Çünkü sen rüzgarın çoşturduğu bir toz bulutusun.Bugün bana esersin yarın ellere...

Aşkımız su üzerine yazılan bir masaldı, göz kırpımı kısalığında kelebeğin ömrü uzunluğundaydı. Kalbimizde bir ömür boyu çekeceğimiz yaralar bıraktı

Adını kalbime aşkla kazımıştım boşver aldırma belki bir gün silerim.Güzel bir rüyayı gerçek sanmıştım. Seni sevdiğim için özür dilerim.

Bir gün seni unutmak zorunda kalırsam aşkımın küçüklüğüne değil, çaresizliğimin büyüklüğüne inan.

Haritalara bakıyorum evin yok. Sözcüklere bakıyorum adın yok. Kendime bakıyorum seni görüyorum, çünkü benden başka yerin yok.

Birlikte yaşayabileceğin biriyle değil, onsuz yaşayamayacağın biriyle ol. Geldiği zaman boşluk dolduran değil gittiğinde yeri doldurulmayan biriyle ol.

Hayat hiçbir insan için ağlamaya değmez. Zaten ağlamaya değen insan hiçbir zaman ağlatmaz. Sen yine de ağlamak istiyorsan başını dik tut. Göz yaşların ağlatan kadar alçalmasın.

Anlaşamayan İki Sevgili


Free Cursors

image

Günlerden bir gün aşk meleği oklarını yanlışlıkla iki kişiye fırlatır.
“Bu ne biçim melek” demeyin olmuş bir kere..
Dünyada en son aşık olması gereken iki zıt karakterdir kahramanlarımız.
Bir arada olmaması gereken bu iki karakter aslında ömürleri boyunca acı çekmişlerdir ta ki meleğimiz hayatının en büyük hatasını yapana kadar..


Oklar isimlerinin başharfi D ve M olan iki şanssız karakterimizi yaralamıştır.

O büyük buluşma gününde yarım olan karakterlerimiz D ve M diğer yarısını bulmuştur ancak ortada çok büyük bir problem vardır.

D ve M daha önce hiç hissetmedikleri ve belki başka hiçbir zaman hissedemeyecekleri güzel şeyler hissetmişlerdir ama bunun sonu olmadığından yakınıp durmuşlar bir süre..

İki karakterimizde işini gücünü bırakmış,dünyadan ve sorumlu oldukları insanlardan bihaber inzivaya çekilmişler.

Ancak bu sırada dünya birbirine girmiştir,insanlar çıldırmış,dünya sanki tersine dönmüştür sadece D ve M'nin değil tüm insanların hayatı alt üst olmuştur.

Tabii aşkın gözü kördür D ve M'nin bunun farkına varması uzun zaman almıştır bu süre içinde küçük kıyametler kopmuş D ve M ancak dostlarının uyarmasıyla durumun farkına varmışlardır.

Kahramanlarımızdan M'nin gözünün önündeki perdeler kalkıp olayın ciddiyetini fark edince D'ye artık ayrılmaları gerektiğini yoksa sadece ikisinin mutlu olması uğruna birçok insanın hayatının kararacağını anlatmıştır.

Ancak, D kabullenememiş, bunun mümkün olmayacağını, onsuz hayatın zindanda yaşamaktan farklı olmayacağını anlatmış durmuştur, fakat M kafasına koymuştur bir kere ayrılmalarının en doğru karar olacağını söylemiş,bırakıp gitmiştir D'yi..

O günden sonra D ve M hiç aramamış, sormamışlar birbirlerini..

Ama ne D mutludur ne de M..

İkiside kendilerini görevlerine adamış hep başkaları için çalışmıştır,ne bir başkasına gönül verebilmişler ne de yaşadıkları o güzel günleri unutabilmişlerdir.

D hiçbir zaman yedirememiştir,anlamamamıştır sevdiğini..

Ama gururunu yenipte gidememiştir M'ye..

M hep bu kararın en doğru karar olduğunu düşünmüş ama yürekten inanamamıştır buna sadece öyle yapması gerektiği için yapmıştır,mutsuzdur ama yapılabilecek başka bir şey yoktur.

O günden sonra D ve M aynı yerde bulunmamak için çok çabalamışlardır.

Aslında çoğu zaman buluşmuşlar mecburiyetten her buluşmada küçük kıyametler kopmuş,insanlar üzülmüş,ağlamıştır hatta kimi insanın canına mal olmuştur bu buluşma...

Merak ettiniz değilmi bu iki bahtsızın gerçek adını daha fazla meraklandırmayayım sizi.

Duygu ve Mantıktır asıl isimleri..

Dünyada en son bir araya gelmesi gereken iki geçinemeyen sevgili...

Varmi boyle bir ask!!!! (60 yillik mektup )


Free Cursors

image
Buz gibi bir günde hızlı hızlı yürürken, birden ayağımın ucunda bir cüzdan gördüm...
Hemen aldım. Sahibini gösteren bir kimlik vardır diye acele aceleaçtım.. Üç dolar çıktı.. Bir de buruşmuş, sararmış, eskimiş mektup...
Belli ki yıllardır, o cüzdanın içinde duruyordu. Zarf öylesi ne harap olmuştu ki. Sadece tepedeki "İade" adresi okunabiliyordu. Mektuba bir göz

attım. Bir ipucu bulma ümidi ile.. Birden tarihi gördüm.. 1924... Mektup nerdeyse 60 yıl önce yazılmış. El yazısı belli, bir kadına ait.. Sol

köşeye bir çiçek resmi çizilmiş.
"Sevgili Michael" diye başlıyor mektup... ve "Annesi yasakladığı için onu bir daha göremeyeceğini" anlatarak devam ediyor..
- "Ama sakın unutma, seni daima seveceğim" diye bitiyor..
İmza..
Hannah!.. İçimden bir ses "Bul" dedi bana.. "Mektubun sahibini bul.."
Milyonlarca Michael var. Hangi birini bulacaksın ki.. Ama tepedeki "İade" adresi ipucu olabilir.
Telefon İstihbarati aradım. Anlattım...
- "Bu adrese bağlı bir telefon varsa, bana verebilir misiniz" diye..
Sustu..
Gidip müdürüne sordu...
- "Var ama, size vermem yasak.. Ama sizin adınıza bu numarayı arar, orarım. İsterlerse size bağlarım.. Lütfen bekleyin.."
Bekledim.. İki üç dakika sonra kızın sesi geldi.. "Bağlıyorum efendim.."
Karşıdaki hanıma "Hannah diye birini tanıyor musunuz ? " diye sordum.
- "Bu evi, 30 yıl evvel, Hannah diye kızları olan bir aileden aldık." dedi.
- "Peki yeni adreslerini biliyor musunuz?.."
- "Hannah annesini bir huzurevine yatıracakti. Oradan takip ederseniz,belki adresi bulursunuz.."
Ve huzurevinin adını verdiler.. Hemen aradım.. Yaşlı anne yıllar önce ölmüş... Ama kızına ait eski bir telefon numarası var. Belki oradan bilirlermiş...
- "Bunların hepsi aptalca aslında" dedim kendi kendime..
İçinde sadece 3 dolar ve 60 yıl önce yazılmış bir mektup bulunan cüzdanın sahibini aramak için bunca zahmete ne gerek var ki.. Aradım numarayı..
Bir kadın "Şimdi Hannah'ın kendisi bir huzurevinde" dedi ve numarayı verdi.
Hemen orayı çevirdim... Bingo..
Ses "Evet, Hannah burda yaşıyor" dedi..
Gecenin saat onu, ama hemen yola çıktım, Hannah'ı görmek için..
Devasa bir binanın üçüncü katında şirin bir oda.. Gümüş saçlı, sıcak tebessümlü bir yaşlı kadın.. Gözlerinin içi ışıl ışıl ama..
Anlattım olanları.. Cüzdanı ve mektubu gösterip.. Derin bir iç çekti mektuba bakarken ve :
"Genç adam" dedi, "Bu mektup, Michael ile son kontağımdı.. Onu öyle seviyorum ki.. Sean Connery gibi yakışıklıydı.. Hani şu meşhur aktör.. Ama ben 16 yaşındaydım.. Çok küçüğüm diye annem kesinlikle izin vermedi.."
Derin bir nefes daha..
- "Michael Goldstein harika bir insandı. Eger bulabilirseniz ona söyleyin lütfen.. Onu hep düşündüm.. Hep.."Bir ufak sessizlik.. Bir derin nefes daha.. "Ve onu hep sevdim.." İki damla yaş damladı elindeki mektuba, ıslanan gözlerden..
"..Ve hiç evlenmedim... Michael gibi birisini bulamadım ki.."
Hannah'a teşekkür edip odadan çıktım. Binadan çıkarken danışmada beni karşılayan kız :
- "Hannah Hanım yardımcı olabildi mi size?" dedi..
- "Hiç değilse bunun sahibinin soyadını öğrendim" dedim..Cüzdanı elimde sallayarak..
O sırada yanımda dikilip duran hademe bağırdı..
- "Hey baksana.. Bu Bay Michael'in cüzdanı.. Üzerindeki bu kırmızı şeritten onu nerde görsem tanırım.. Cüzdanını hep kaybederdi zaten.. Üç

kere ben buldum, koridorlarda.."
Michael sekizinci katta yaşıyordu.. Ok gibi fırladım tekrar asansöre..
Michael yatmamıştı.. Okuma odasında kitap okuyordu.. Hemşire beni ve elimdeki cüzdanı gösterdi.. Michael elini arka cebine attı, hızla..

Sonra sevinçle :
- "Evet bu benim cüzdanım" dedi...
- "Öğleden sonraki yürüyüş sırasında kaybetmiş olmalıyım..
Size teşekkür borçluyum.."
- "Hiçbirsey borçlu değilsiniz" dedim..
- "Ama özür dilerim.. İpucu bulmak için açtım ve içindeki mektubu okudum..."
- "Mektubu mu okudun?.."
- "Sadece okumakla kalmadım.. Hannah'ı da buldum.."
- "Buldun mu?.. Nerde?.. İyi mi?.. Hala eskisi gibi güzel mi..
Söyle, lütfen söyle.."
- "Çok iyi.. Hem de harika" dedim, yavaşça..
- "Bana onun telefon numarasını ver. Yarın onu hemen arayacağım.." Elime sımsıkı sarıldı..
- "O benim tek aşkımdı.. Onu öyle sevdim ki, asla evlenmedim..
Çünkü bu mektup geldiğinde hayatım, anlamsal olarak bitmişti."
- "Bay Goldstein" dedim.. "Gelin benimle.."
Asansörle üçüncü kata indik... Odanın kapısı açıktı. Hannah sırtı kapıya dönük televizyon izliyordu... Hemşire ona yaklaştı, omzuna

dokundu...
- "Hannah" dedi.. "Bu bayı tanıyor musun?.."
Gözlüklerini ayarladı bir an baktı, tek kelime etmeden..
- "Michael" dedi, Michael, kapıda, kısık sesle..
- "Hannah.. Ben Michael.. Beni tanıdın mı?.."
- "Michael" diye yutkundu : Hannah.. "İnanmıyorum.. Bu sensin.. Benim Michael'im...
Michael Hannah'a doğru yürüdü yavaşça.. Sarıldılar. Hemşire hıçkırıklar içinde koridora attı kendini...
- "İşte Tanrının sevgisi de bu" dedim.. "Olacaksa.. Olur.."
Üç hafta sonra beni huzurevinden aradılar. Pazar günü bir nikah vardı.. Gelebilir miydim?..
Harika bir nikah töreni idi. Hannah ve Michael beni nikah şahidi yaptılar üstelik. Hannah açık bej elbisesi içinde çok güzeldi.. Michael de

lacivert takımı içinde hala çok yakışıklı... Huzurevi onlara, bir minik daire tahsis etti...
Eğer 76 yaşında bir gelinle 79 yaşındaki bir damadı, 16 yaşında bir kız, 19 yaşında bir delikanlı havasında görmek isterseniz, orayı ziyaret

etmeniz gerek..
Nerdeyse 60 yıl süren bir aşk hikayesi için, ne güzel bir son değil mi?...

Bitkisel hayatta gibiyim - Cennet olan Dünya 5 dakikada cehenneme döndü :( :( :(((


Free Cursors

image

Sizin için ne derece önemi var bunu bilmiyorum ama ben bu satırları yazarken gözümden damlalar akıyor klavye üzerine. Erkekler ağlamaz lafı bana göre değil. Ağlamaktan hiç utanmadım,duygularım,acılarım beni boğduğu zaman hep ağladım.Yine ağlıyorum... Sizleri tanımıyorum ama sizlerle paylaşmak istiyorum.Lütfen;bu satırlara bir seven olarak sahip çıkın ve lütfen yazılı satırlar olarak geçmeyin. Okudukça yeryüzünde insanlar neleri yaşarmış diyeceksiniz buna eminim. Bir memur ailenin en küçük çocuğu olarak babamın tayininin çıktığı bir köye taşındık.Huzursuzdum,okulumu bir köy okulunda okumaktansa ,şehirde medenice okumak istiyordum.kaydımı
yaptırdı babam okula.İlkokul 4. sınıftan başladım köy okuluna.Beni bir sınıfa verdiler.Öğretmen köyde yabancı olduğumu biliyordu ve hangi sıraya oturmak istiyorsan otur dedi bana.Bir kızın yanı boştu sadece oraya oturdum.Hayatımı adadığım,gidişiyle beni bitiren insanla ilk o zaman tanıştım.İsmi Altınay idi.Çocuk yaşımda bile onun güzelliği beni çok etkilemişti.Masmavi gözleri,gamze yanakları ile arada bir bana dönüp gülüşü,yanlış yazdığım notlarımda kendi silgisiyle defterimdeki hatayı silmesi beni o minik yaşımda ona bağladı.O dönemlerde çocukça bir arkadaşlıktı. Zaman ilerledikçe onsuz tek saniye geçiremiyordum.ya ben onlara gidip ders çalışıyor, yada o bize geliyordu.Mükemmel bir paylaşımcıydı.Yüreğini,sevgisini,dostluğunu daha o yaşta vermişti bana.

İlkokulu birlikte okuduk ve aynı sırada bitirdik.Hep onunla hep ona biraz daha alışarak. Ortaokula geçtiğimizde ailelerimize rica ettik ve bizi aynı okula yazdırdılar, hatta aynı sınıfa,hatta aynı sıraya oturmamız için babalarımız öğretmenlere adeta yalvardılar.Başarmıştık. Yine aynı sıradaydık.Geride kalan ilkokul dönemindeki iki yılda anladım ki onsuz hayat bana huzur vermiyordu.Yaşımız olgunlaştıkça o beni,ben onu daha çok seviyordum.Çocukça başlayan arkadaşlığımız sevgiye aşka dönüşmüştü ortaokul yıllarımız bitmek üzereyken.

Şehir merkezinde.Ailelerimiz liseye geçtiğimiz sırada ortak bir karar aldılar.Buna göre tek ev kiralayacak ikimiz aynı evde kalacaktık.Annem de bizimle kalacaktı.Allah'ım o karar bize iletildiğinde dakikalarca sarmaş dolaş kutlamıştık bunu.Ona aşık olmuştum.Aynı duyguları o da paylaşıyordu ve bunu farkeden ailelerimiz okul bittiğinde evlendirelim diye karar almışlardı bile.Ona tapıyordum artık.Haşa Allah'a şirk koşar gibi günah işlercesine seviyordum.
İlk elini tuttuğumda sakın bir daha bırakma demiştim. Yanakları kızarmıştı,utanmış ve başını önüne ! eğmiş,gülümsemiş ve elimi sıkı sıkı kavramıştı.Artık her gün elele tutuşup okula gidiyor okuldan çıkarken elele dolaşıyor geziyor öyle gidiyorduk evimize.

Arada bir elleri terler ve her terleyişte elini elimden kurulamak için çekerdi.Bunu her yaptığında kızar elimi bırakma diye azarlardım,hep tamam tamam diyerek gülümser ve hızla elini avucuma sokuştururdu. Her şey harikaydı,dünya cennet gibiydi gözümüzde.

Yıllar akıp gidiyordu mutluluk içinde.Nihayet liseyi de bitirmek üzereydik.karne dönemi gelmişti.Karnelerimizi aldık hiç
kırığımız yoktu.Sevinçle sarıldık birbirimize elimi tuttu.bunu kutlamak için bir cafeye gidip cola içerek kutlayacaktık.Okulun az ilerisinden geçen bir çakıl yol vardı.Her zaman toz duman içinde olurdu.çakıllarla kaplıydı.

O yolun benim ve ölürcesine sevdiğim insanın ayrılmasında bu kadar rol oynayacağını bilsem hiç girer miydik o yola.Neler vermezdim o yolu yürümemek için. Eli yine elimdeydi,ansızın elini çekti,terlemişti yine eli.Sanırım dört adım atmıştım.Dönüp yine azarlayacaktım.Çünkü hem elimi bırakmış,hem de geride kalmıştı.

Dönüp baktığımda Dünya başıma yıkıldı.Sanki gök kubbenin altında kaldım.yerdeydi ve yüzünden kan fışkırıyordu.ne yapacağımı bilemedim üzerine kapandım yüzüne yapışmış saçlarını kaldırdığımda hayatımı bitiren o görüntüyle karşılaştım.Başı kesilmiş bir tavuk gibi çırpınıyordu.Suratına bir taş parçası bıçak gibi saplanmıştı ve bakmaya doyamadığım mavi gözlerinden biri akmıştı.Suratının yarısı yoktu.Hırlıyordu bana bir şeyler demek istiyor kanla kaplı diğer gözünü temizleyerek bana bir şeyler demeye çalışıyordu.Yoldan geçen bir kamyonun tekerinin altından fırlayan bir taş suratına saplanmıştı.Ölürcesine bir aşkı,geleceğimizi kibrit büyüklüğünde bir taş parçasının bitireceğini bilemezdim.Donuk donuk hiç konuşamadan yüzüne bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Ellerini tuttum kaldırdım başını göğsüme dayadı ve elimi sıkı sıkı tuttu.Akan kan ellerimize damlıyordu.Yoldan geçen bir araba durmuş bizi seyrediyordu,hastaneye yetiştirelim dediğimde kanlı olduğu için almadı ve kaçtı gitti.Kimse arabaya almıyordu.çevreme bakıp yardım eden demekten,ona dönüp seni seviyorum,beni bırakma,dayan
demekten başka bir şey yapamıyordum.

İki dakikalık bir çırpınıştan sonra kucağımda öldü.Cennet olan Dünya 5 dakikada cehenneme döndü.Tam dokuz yıl oldu onu yitireli.Kendime olan
güvenimi yitirdim.Artık kimseyi sevemem,kimsede beni sevemez korkusundan kurtaramıyorum kendimi.Bitkisel hayatta gibiyim.

__________________
yıkılsın dünya koymazki
bana ölüm olsada sonunda
sensizmi asla doymadımki sana
ölümse ölüm olsun
senin yolunda !!!!

AğlayanAğlayanAğlayan

Bazı Aşklar Unutulmayı Hiç Haketmiyor ( son mektup )


Free Cursors

image

Bir gun sana aşık olacağım seni ilk gördüğümde anlamıştım o mağrur bakışların ardından seni gormek hicte zor olmadi.Sevdim seni adam gibi...Yok oluşumuzun nedeni olarak beni goruyorsun biliyorum,ben degilim guzel gözlüm,yok olusumuzun nedeni bizi tanistiran bizi birbirimize aşık eden kader.Hic kimseye kizma emi,hic hata bulma.Çünkü kizmak hele sevdigin icin ayri da olsa şukur etmeyi bil.

Ben hep boyle yapiyorum bir cok insanin rastlayamayacagi isteyip de basaramayacagi kadar cok sevdik birbirimizi.Giderken söylemek istediklerim vardi.Tipki ellerini tutmak boynuna sarilmak istedigim gibi son sözlerimde yüreğimin derinlerinde kaldi gitti.Ama bana öyle bir şans verilseydi sana sunları söylemek isterdim:

Sen benim gozumde askimi sevgimi hakedecek kadar yucesin.bu kalp seni sevmeyi hak ediyor sende bu kalpte olmayi.Hic uzulme emi boncuk gözlügüm,küçüğünn bu kalbi hep senin icin tasıyacak.Gittigin yerlerde mutlu ol.Ben istedim gitmeni.Umutlarini yok etme sakin.Bensizlige alisacaksin bi gun.Ben alısamadim ama yaninda olmak adina baskalarini mutsuz etmek sevgimize yakismaz degilmi?Uzulmek nafile bu yurek bunu da kaldirir boncugum...Git demek cok zordu biliyorum ama gitmek daha da zordu.
Sevgimizin degerini bilecegiz.Onu hic kaybetmeyecegiz.Ileride asik da olacagiz belki ama bu kadar uyum bu kadar mutluluk bu kadar siddetli kavga edebilecegimiz gercek bir eş ruh bulamayacagiz güzel gözlüm.Küçüçğün buyumekte artik kimse bana kucugum demiyor.Kimse senin gibi dokunmuyor.Kimse bana çikolata almiyor.Unutmak mumkun değil güzel gözlüm seni.
Sende unutma beni.
Bu ask unutulmayi hak etmeyecek kadar özel.

Küçük meleğim'e

Gel diye değil, Sev diye değil... Sadece Bil Diye.....!


Free Cursors





GeL Diye DegiL..Sev Diye DegiL..Sadece BiL Diye..!

Yanımdayken uzaklardasın.. yaklaşmak istiyorum izin vermiyorsun. yüreğimi yüreğine sakladım oysa bilmiyor musun?

Yanındayken yakın olamadım şimdi gidiyorum. artık yanında da olamayacağım. Fark edecek misin yokluğumu, hissedecek misin yüreğindeki yüreğimin atışlarını..

Bir umuttu belki sana olan duygularım; belki seversin umudu.. aslında her geçen günün sonunda bu umudum biraz daha tükeniyordu, tüketiyordun.
Biraz daha eziliyordum söylediklerinle yada söylemediklerinle...

Ne çok isterdim o yüreğin benim için çarpmasını, kalbindeki sevginin benim için olmasını, o sevgiyi karşılıklı yaşamayı...

Ama hani söz vardır ya "Ben Seni Sevdim, Sen Beni Sevmesende Olur. Zaten Aşk Budur.."

Daha ilk günden umutsuzdu belki benim sevgim. Ama tek suçlu ben miyim?. Senin hiç mi katkın olmadı bu yüreğe…

Sen hiç bir zaman sonu olmayacağını bildiğim halde sevdiğim,yüreğimi vermekten korkmadığımsın..

Suç olduğunu bildiğim halde işlediğim Günahımsın..

Ama sen benim için hala Canım, Canımdan öte Hayatım, Canımın İçi, Koca Bebeğim, Nazar Boncuğumsun....

Seviyorum Bu Sevginin Seninle Bitmeyeceğine İnanacak Kadar

Gel diye değil, Sev diye değil... Sadece Bil Diye.....!

Anlar gibiydin... !


Free Cursors


Oysa sen, onlar gibi değildin... Anlar gibiydin.
Zaman aktı, geldikleri gibi gitmesini bilen cinslerden. İnsanlar konuştu, uzun
uzun ve sık sık. Gözlerim uzun süre gittiğin noktada bakakaldı, ayak izlerine.
Kaybolmayan sevgin gibiydi gözlerim, yokluğunun aksine.

Uzun zaman geçti.
Sen biteli...
Ve ansızın çekip gideli...

Uzun zaman geçti. Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar dakikalar. Yavaş aktı
yokluğunu düşündüğüm anlardaki cümlelerim. Ve hiçbir şey diyemeyişim. Yavaştı
zamanın akışı...

Hiç kimseye benzetemediğim yanların içindi sende kalan suskunluğum. Ve en çok
seni söylemekti, seni sana anlatmaktı doyasıya. Ve her iki cümle arasında hiç
kimse olmayışının ifadesini anlatabilmekti her düşüm. Düşlerimi
gerçekleştirdiğim kadar düştüm, giderken gözlerinin içinden...

Dakikalar içinde, çok fazla öldüm.
Her damla da tekrar tekrar öldüm...
Ve sen beni anlayan gözlerinin aksine,
beni tane tane terk ettin kendi içinde...

Ve gittin. Ansızın bittin… Gidişinin ayak izlerinde seni izlerken, beni
düşürdüğün son umudum geldi gözlerimin önüne...

Anladım. Ben senin için. Hiçbir şey değildim. Hiç kimse de değildim. Son terk
eden hep bendim, ayaklar altında kalan göz yaşlarımın ıslaklığında serinleyen
her bir kum tanesiydim...

Ölen bendim... Giden sen...
Oysa sen, onlar gibi değildin...
Anlar gibiydin...

HEY!Resimci;


Free Cursors


Giderken sen,
bir resimci çekmiş gölgemi.
Gölgen bile kalmamış baksana bana eş. Oysa hep gölgelerin peşimi bırakmadığından yakınır,

ağlardım...


Ne kadar da çirkin çıkmışım.
Gölgeme bakasım gelmiyor.
Yaşlanmış,
Koyu,
Eksik,
Eskimeye yenik
Bir gölge bu.

Sayma yaş halkalarını yüreğimdeki, karalanmışım, karanlığım... Karanlığımda kaybolma sayıp aydınlığınla.

Ne biçim bir resimci bu!

Yüzüme,
Yüreğime,
Hücrelerime sensizliği vuruyor.

Hani ne resimler var, orda olmadığın halde, ordaymış gibi görünüyorsun. Ne yani, ben hiç bir şekilde olamam mı demek bu senle!

Kabul edemem bunu!
İstemem!
Olmalıyım, sende, senle!
Sana rağmen...

Eksik bir resim bu, resimcinin hatası!

Ben inanıyorum ki çokum (sende). Karanlıklar kadar, karanlıklara çok!

Ama sana... neyse...

Dedim ya, eksik bir resim bu!

HEY!Resimci;
İade etmek istiyorum bu resmi, yaşanmamış gösteriyor aşkı! Üzerine bir de tebessüm istiyorum gözyaşı yerine...

Dört Kelebek...


Free Cursors

Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler... Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve: –Bu ateş aydınlatıcı bir şey!, demiş..

İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş.. Demiş ki: –Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!

Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, Biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş… Şöyle demiş: –Ve bu ateş yakıcı bir şey!

Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş. Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş. ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek “poff !” diye ortadan kayboluvermiş… Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş…

Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!…

DAYAN BE GÖNLÜM


Free Cursors

 Söylenmeyen sözlerin ağırlığı, demir balyalar gibi çöktü yüreğime...Bir yanardağ misali gönül dağım!Hani bazen diyorum ki patlasa bu yanardağ!...Dökse içindeki her şeyi dışarı!...Boşalsa!...Rahatlasa artık!...

Sonra duruyorum...Sonra susuyorum...İçimden çıkan lavların etrafı yangın yerine çevireceğini düşününce kilit vuruyorum dilime...."Yan!" diyorum içime!..."Sadece sen yan!" Ve "Dayan!" diyorum gönlüme!..." Herkes mutlu olsun!Sen dayan!.."

Dayan be gönlüm!...Dayan ki , elbet birgün görecektir sevgili arşa yükselen alevlerini...Dayan ki , elbet bir gün sende açan alev kırmızısı güllerin kokusu yâre ulaşacaktır...Dayan ki bir gün alevlerin, sevgilinin gözyaşıyla buluşacaktır...Dayan gönlüm!... Seni de elbet bir anlayan olacaktır!...

Dayan be gönlüm!..İçine akıttığın gözyaşınla bile sitem etme sevgiliye!...Derdini başına tac et "Sevgiliden geldi." diye...Ve dayan , sorma "İçime bu yangını salıp da nereye gitti?" diye!...Sen sevgine sadık ol, o seni sevmese bile!...

Dayan be gönlüm!...Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr...Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var!...Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar!...Ama dayan gönlüm!..Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!...

Dayan be gönlüm!...İçindeki aleve attığın tohumları gözyaşınla yeşert!Dayan ki her şey bitecek bir gün, kalmayacak ne gam ne dert!...Alev kırmızısı güllerden der demet demet...Bil ki!...Bil ki bir gün mutlaka bitecek bu hasret!...



Get your own Chat Box! Go Large!
  • Image Hosted by ImageShack.us